8 Ocak 2013 Salı

Traş Telefonu İcadı

http://www.dunyaninilkleri.com/wp-content/uploads/2013/01/tras-telefonu-150x150.jpg

Traş Telefonu İcadı

tras telefonu Traş Telefonu İcadı

traş telefonu

Günlük hayatta sıklıkla kullandığımız ve elimizden düşmeyen cep telefonu furyasında, gelişen teknoloji ve bilim dünyası ile yeni fonksiyonlar ekleniyor. Bu fonksiyonlarla internete girebiliyor, yol tarifi alabiliyor, bankacılık işlemlerimizi yapabiliyor ve daha bir çok işlem gerçekleştirebiliyoruz. Mucitler bu sefer cep telefonu için farklı bir adaptasyon yapmış ve bizim cep telefonu ile traş olabilmemiz için bir tasarım gerçekleştirmişler.

Günlük hayatta ne kadar kullanılabilir olur bilmeyiz ama böyle bir buluş henüz raflarda yer almıyor. Kimse kıllar içerisinde telefonunun kalmasını istemez. Sizce de öyle değil mi?


Traş Telefonu İcadı

Dünyadaki İlk Sms

http://www.dunyaninilkleri.com/wp-content/uploads/2013/01/ilk-sms.jpg

Dünyadaki İlk Sms

ilk sms Dünyadaki İlk Sms

ilk sms

Dünyadaki ilk sms diğer adıyla ilk kısa mesaj 1992 yılında Vodafone GSM şebekesi aracılığı ile gönderilmiştir. 2012 yılında 20. yılını dolduran sms hikayesi günümüzde herkes tarafından kullanılan bir iletişim aracıdır.

Vodafone GSM şebekesi ile 1992 yılında gönderilen dünyadaki ilk SMS, bu ay 20 yaşına bastı.

Yapılan açıklamaya göre, iletişim tarihinde çok önemli bir yere sahip SMS (Short Messaging Service) hizmeti 20 yılı geride bıraktı. Dünyada ilk SMSbundan 20 yıl önce, 1992 yılının Aralık ayında Vodafone İngiltere GSM şebekesi üzerinden gönderildi. Vodafone Türkiye ise 2008 yılında ”Türkçe SMS” uygulaması ile SMS’te bölgesel karakter sorununa çözüm geliştiren ilk operatör oldu.

Dünyadaki ilk SMS ‘i 1992 yılında İngiltere’de Neil Papworth isimli bir mühendis, Vodafone İngiltere’de çalışan arkadaşı Richard Jarvis’e Vodafone GSM şebekesini kullanarak gönderdi. Papworth’ün bilgisayarından arkadaşı Jarvis’in Orbital 901 model telefonuna gönderdiği ”Mutlu Yıllar”mesajı, tarihte gönderilen ilk kısa mesaj (SMS) oldu.

İlk bölgesel dil Türkçe

SMS’e önemli bir katkı da Vodafone Türkiye’den geldi. Vodafone Türkiye’nin Ar-Ge merkezi ”Oksijen Ar-Ge”nin 7 Mart 2008 tarihinde geliştirdiği Türkçe SMS uygulaması, Uluslararası Cep Telefonları Birliği GSMA’in Türkçe harflerin GSM standartlarına eklenerek 7 Türkçe karakterin (ş, Ş, ğ, Ğ, ç, ı, İ) cep telefonlarında tanınması yönündeki kararına katkı sundu.

Oksijen bünyesinde geliştirilen bu çözüm, dünya üzerinde üretilen bütün cep telefonlarında Türkçe harflerin yer almasının önünü açtı ve uluslararası GSM standartlarında tanımlanan ilk bölgesel dil Türkçe oldu. Ayrıca bu geliştirme sayesinde benzer sorunları olan diğer diller için de çözüm yolu açıldı, İspanyolca ve Portekizce gibi birçok dil için de dil tabloları tanımlandı.

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Öğüt, konuya ilişkin değerlendirmesinde, Vodafone olarak inovasyona verdikleri önem ve sundukları yenilikçi ürün ve hizmetlerle müşterilerinin ihtiyaçlarını karşıladıklarını belirtti.

Öğüt, şunları kaydetti:

”Son 20 yıla damgasını vuran SMS hizmetinin ilk olarak Vodafone şebekesi kullanılarak gönderilmiş olması, Vodafone’un dünyada öncü rol üstlenmiş bir şirket olduğunun güçlü kanıtlarından. Biz de Vodafone Türkiye olarak bundan 4 yıl önce bünyemizdeki Oksijen Ar-Ge mühendislerince geliştirilen Türkçe SMS çözümümüzle Türkçeyi dünyaya kabul ettirdik.

Türkiye’den yurt dışına teknoloji ihraç eden ve tamamı Türk mühendislerden oluşan Oksijen Ar-Ge bünyesinde abonelerimize mükemmel hizmet deneyimi yaşatma yolunda önemli inovatif çalışmalara imza atıyoruz. Bundan 2 yıl önce Vodafone’un tüm operasyonları içinde ‘Küresel İnovasyon Merkezi’ seçilen ve Vodafone Grubu’nun 30 ülkedeki toplam 407 milyon abonesi için teknoloji üreten Oksijen Ar-Ge gibi global sektöre Türkiye markasıyla damgasını vuran bir şirketi bünyemizde barındırmaktan memnuniyet duyuyoruz.”

SMS daha çok gençlerin kullandığı, bir çok GSM şirketinin sabit ücrete oldukça fazla sayıda tanıdığı SMS gönderme paketleri ile oldukça yaygın kullanılıyor. İnsanlar doyasıya kısa mesaj yollayabiliyor.

KAYNAK: Bahar Kara/AA


Dünyadaki İlk Sms

6 Ocak 2013 Pazar

Dünyadaki İlk Peynir

http://www.dunyaninilkleri.com/wp-content/uploads/2013/01/peynir.jpg

Dünyadaki İlk Peynir

peynir Dünyadaki İlk Peynir

ilk peynir

Dünyadaki ilk peynir 9500 yıl önce Türkiye’de yapıldığı yönünde görüşler vardır ancak bu görüşler somut bir kanıta sahip değildir.

Dünyada peynirin ilk kez 7500 yıl kadar önce yapıldığı belirlendi.

Söz konusu keşif, bilim adamlarının Polonya’da bulunan en az 7500 yıllık 34 kilden yapılma eleğin ne için kullanıldığını belirlemek amacıyla elek parçaları üzerinde yaptığı kimyasal analiz sonucu ortaya çıktı.

İngiltere’deki Bristol Üniversitesi’nden Richard Evershed başkanlığındaki ekibin yaptığı kimyasal analizler, kilden elek parçalarının üzerinde, aynı bölgede bulunan diğer yemek pişirme ve saklama kaplarına oranla büyük miktarda yağlı süt çökeltisi bulunduğunu ortaya koydu.

Bilim adamları bu bulgunun eleklerin ekşimiş sütteki yağ açısından zengin kesilmiş süt ile suyunu birbirinden ayırmak için kullanıldığını gösterdiğini ve bunun da basit bir peynir yapma işlemi olduğunu bildirdi.

Evershed, Nature dergisinin internet sitesinde yayımladıkları bilimsel çalışmaya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bunun peynir yapımıyla bağlantılı olması oldukça ikna edici bir sav. Bu kadar çok çaba gerektiren çok sayıda mandıra işlemi yok” diye konuştu.

Çalışmayı değerlendiren, Vermont Üniversitesi Beslenme ve Gıda Bilimleri Profesörü ve “Peynir ve Kültür” adlı kitabın yazarı Paul Kindstedt de “Eleklerde bulunan yağlı süt çökeltisinin peynir dışında bir şey için kullanıldığını düşünmek mümkün değil” dedi.

Pek çok uzmanın ilk peynirin 9500 yıl kadar önce Türkiye’de yapıldığı görüşünü dile getirdiğini kaydeden Kindstedt, ancak elde buna dair somut bir kanıtın bulunmadığını sözlerine ekledi.

Kaynak: Stargazete


Dünyadaki İlk Peynir

Dünyadaki İlk Pusula

http://www.dunyaninilkleri.com/wp-content/uploads/2013/01/ilk-pusula.jpg

Dünyadaki İlk Pusula

ilk pusula Dünyadaki İlk Pusula

ilk pusula

Dünyadaki ilk pusula  mıknatıs taşı kullanarak 12. yüzyılda Çinli ve Avrupalı denizciler tarafından ayrı ayrı icat edilmiştir.

Pusula oldukça eski olan bir yön bulma aletidir. Eskiden denizciler pusula ile yönlerini tayin etmekteydiler.

Pusula, başlıca olarak seyrüseferde ve arazi tetkikinde kullanılan, Dünya üzerinde yön tespit etmeye yarayan cihazdır. Pusulalar; manyetik veya cayroskopik olarak ya da bir yıldıza göre yön belirleme prensipleriyle çalışırlar. En eski pusula türü, Dünya ’nın manyetik alanına göre yönleri gösteren manyetik pusula olmakla birlikte sıklıkla pusula sözcüğü, manyetik pusula ile eş anlamlı olarak kullanılır.

Demir bir çubuğun kuzeye dönmesini sağlayan manyetik özellik, niteliği anlaşılmadan çok önce kullanılıyordu. 11. yüzyılda bir saman çöpü üzerine yerleştirilen iğne, su dolu bir kaba bırakılıyor ve böylece “ilkel bir pusula” kullanılmış oluyordu. Daha önceleri gemiciler, yönlerini gündüzleri güneşe, geceleri de Kutup Yıldızı’na bakarak saptıyorlardı. Su üstündeki saman çöpü yöntemi, ne yazık ki fırtınalı havalarda kaptaki sular boşaldığından pusula iyi sonuç vermiyordu. 1250 yılında, Akdeniz’deki gemiciler, iğneyi su üstüne bırakmak yerine, işaretli bir kartın ortasında yükselen bir desteğin üzerine iliştirdiler. 16. yüzyılda pusula, özel yalpa çemberleri üzerine oturtuldu ve sabit bir yere monte edildi.

Pusulanın yanında demirden bir cisim bulunursa, ibre etkilenir ve yanlış yön gösterir. 19. yüzyılda gemilerin demir aksamlı yapılmaları üzerine denizciler, pusula üzerinde çok daha ciddi durmak zorunda kaldılar ve manyetik alanın ne olduğunu öğrenerek, pusulalarının yanına koydukları bir başka demir parçasıyla, geminin manyetik alanının pusula üzerinde oluşturduğu sapmayı giderdiler. 20. yüzyılla birlikte, uçak ve gemilerde jiroskop denilen pusulalar kullanılmaya başlandı. İlk deneme, 1908′de Almanya’da yapıldı, ama 1910′da ABD donanmasının “USS Delaware”
adlı gemisinde ilk başarılı sonuç alındı.

Pusulanın özellikleri

  • Dönebilen mıknatıssal iğne, kuzeyi gösteren ucu kolay görülmesi için diğerinden farklı renkte olur.
  • İçi sıvı ile dolu olan döner kapsül ve pusula iğnesi bulunur. Kapsülün görevi pusula iğnesindeki titreşimleri azaltarak daha doğru sonuç elde etmeyi sağlamaktır.
  • Kapsül çevresindeki bilezik, üzerinde 0-360 arasında dereceler işaretlenir.
  • Pusula iğnesinin altında yön oku ve yön okuna paralel olan meridyen çizgileri bulunur ve bunlar kapsül ile birlikte dönerler.
  • Referans çizgisi ve açı değerleri yön oku ve meridyen çizgilerinin bulunduğu düzlemden okunur.
  • Tabanın şeklinin dikdörtgen ve şeffaf olması, döner kapsül altında gidilecek yeri gösteren okun bulunması ve pusulanın kenarının uzun olması kullanım açısından kolaylık sağlar.
  • Çevresindeki hesaplama cetvelinde metrik ve inç olarak işaretlenmiş sınırlı cetvel ile birim çevirmelerine kolaylık sağlayarak kısa mesafe ölçümlerini de kolaylaştırır.
  • Pusula kullanılarak sadece kuzey yönü değil diğer ana yönler ve ara yönler de bulunabilir.

Dünyadaki İlk Pusula

Thomas Alva Edison

http://www.dunyaninilkleri.com/wp-content/uploads/2013/01/edison1.jpg

Thomas Alva Edison Biyografisi

edison1 Thomas Alva Edison

Thomas-Alva-Edison

Thomas Alva Edison 11 Şubat 1847 tarihinde doğmuş, 18 Ekim 1931 yılında vefat etmiş, Amerika’da doğmuş ampulün icadı ile ün salmış bilim adamıdır.

İnsanlık tarihinin en ünlü mucitlerinden biri olan Thomas Edison 1847 yılında Amerikanın Ohio eyaletinde dünyaya gelir.

Thomas Alva Edison (d. 11 Şubat 1847 – ö. 18 Ekim 1931) 20. yüzyıl yaşamını icatlarıyla büyük bir şekilde etkileyen Amerikalı mucit ve iş adamıdır. Bazı icatları tamamen orijinal olmakla birlikte, eski icatların geliştirilmesi veya yönetimi altında çalışan yüzlerce çalışana aittir. Yine deEdison elinde bulundurduğu kendi adını taşıyan Amerikan patentiyle tarihteki en önemli ve en verimli mucitlerden biri olarak nitelendirilir. Patentlerinin çoğu Amerika’nın haricinde Almanya, Fransa ve İngiltere onaylarına da sahiptir.

Edisonun Hayatı

Thomas Alva Edison, Milan, Ohio’da doğdu.Yedi kardeşin 7.si olmaktadır. Babası Samuel “The Iron Shovel” Edison, Jr.(1804–1896)(Kanada), anneside Nancy Matthews Elliott (1810–1871)dur. Kendisinin Hollandalı olduğu düşünülmektedir.Yedi yaşındayken ailesiyle birlikte Michigan’daki Port Huron’a yerleşti ve ilköğrenimine burada başladı. Fakat başladıktan yaklaşık 4 ay sonra algılamasının yavaşlığı nedeniyle okuldan uzaklaştırıldı. Bu arada evlerinin kilerinde bir kimya laboratuvarı kurdu. Özellikle kimya deneylerine ve Volta kaplarından elektrik akımı elde etmeye yönelik araştırmalara ilgi duydu; bir süre sonra kendi başına bir telgraf aleti yaptı ve Mors alfabesini öğrendi. O günlerde geçirdiği ağır bir hastalık sonucu kulakları zor işitmeye başladı. 12 yaşındayken bir trende dergi ve meyve satıyor, bir yandan da trenin yük vagonunu yerleştirdiği küçük bir baskı makinesi ile haftalık bir gazete basıyordu. Ama bir gün içinde kimyasal madde bulunan şeylerden biri kırılıp vagonda yangın çıkınca Edison hem trendeki işinden oldu hem de ömür boyu ağır işitmesine yol açacak biçimde yaralandı. Daha sonra telgrafçılık öğrenmeye karar veren Edison 1863-1868 arasında ABD ve Kanada da birkaç telgrafhanede çalıştı. 1868 de bir atölye kurdu ama yaptığı elektrikli kayıt aygıtının patentini satamayınca bir yıl sonra parasız ve borçlu olarak Boston dan New York ‘a gitti.

1880′lerde Fort Myers, Florida’dan bir arsa satın aldı ve daha sonra burada kışları kalmak için kendine küçük bir ev inşa ettirdi. Otomobil endüstrisinin büyük adamı Henry Ford yakın bir zaman sonra Edison’un evinin birkaç yüz metre ötesine taşındı. Bu nedenle Edison ve Ford ölene dek arkadaş kaldılar. 24 Şubat 1886 Edison ikinci evliliğini 19 yaşındaki Mina Miller ile gerçekleştirdi. Bu evliliğinden de üç çocuk sahibi oldu:

Madeleine Edison, John Eyre Sloane
Charles Edison,(babası öldükten sonra New Jersey yöneticisi oldu.)

Edison Buluşları ve Edisonun İcatları

1879′da Edison bir elektrik ampulü icat etti. Kömürleştirilmiş iplikten Flamanlarla deneyler yaptıktan sonra karbonlaştırılmış kâğıt flamanda karar kıldı. 1880’de evde güvenle kullanılabilecek ampuller üreterek tanesini 2,5 dolara satmaya başladı. Ancak 1878 yılında bir İngiliz bilim adamı olan Joseph Wilson Swan da bir elektrik ampulü icat etmiştir. Ampul camdı ve içinde kömürleştirilmiş bir flaman bulunuyordu. Swan, ampulün içindeki havayı boşaltdı çünkü havasız ortamda flaman yanıp tükenmiyordu. Bu iki bilim adamı güçlerini birleştirmeye karar vererek Edison ve Swan Elektrikli Aydınlatma Şirketi’ni kurdular.

1883′te hayatının en büyük icadı olan Edison etkisi denen olayı gerçekleştirdi; yani ısıtılmış bir filamanın moleküler boşlukta elektron yayılmasını buldu. 1883′te bulduğu bu olay sıcak katotlu tüplerin temelini oluşturdu. Daha sonra Akkor lambanın üretimini geliştirmeyi başardı, bu da ampulün halk arasında yaygınlaşmasını sağladı.

Thomas Edison’un icadının çalışma şeklini sergilemek üzere geliştirdiği Menlo Park’taki ilk ampulu insanlara kaynak olmuştur.

Kaynak: Vikipedi


Thomas Alva Edison

Arşimet

http://www.dunyaninilkleri.com/wp-content/uploads/2013/01/archimedes.jpg

Arşimet Biyografisi – Archimedes Biyografisi

archimedes Arşimet

archimedes – arşimet

Arşimet M.Ö 287 yılında doğmuş ve M.Ö. 212 yılında ölmüş, suyun kaldırma kuvveti ve taşan su ile ilgili ağırlık hesapları hakkında önemli çalışmalara imza atmış bir bilim adamıdır. Arşimet antik dünyanın en büyük ve ilk bilim adamı olarak bilinmektedir.

Arşimet Kimdir? Arşimet Hayatı

Grek kökenli olan Arşimet, Sicilya ‘nın Siraküz kentinde dünyaya gelmiştir.Arşimet ‘in babası bir astronom idi. O yıllardaki en önemli bilim merkezi İskenderiye idi. Arşimet eğitimini burada yaptı. Euclid (öklid) geometrisi onun oldukça ilgisini çekmişti. Bu ilgisini hayat boyunca devam ettirdi ve kendi hayatını da matematik ve bilim için yönlendirdi.

Arşimet, Yunan matematikçi, fizikçi, astronom, filozof ve mühendis. Bir hamamda yıkanırken bulduğu iddia edilen suyun kaldırma kuvveti bilime en çok bilinen katkısıdır. Bu kuvvet cismin batan hacmi, içinde bulunduğu sıvının yoğunluğu ve yerçekimi ivmesinin çarpımına eşittir. Ayrıca, pek çok matematik tarihçisine göre integral hesabın kaynağı da Arşimet’tir.

Bilim adamları tarih boyunca önemli buluşlar ve icatlar ile bilim dünyasına katkılarda bulunmuşlardır. Arşimet banyodan çıkıp, koşarak sokakta “buldum!” diye bağırarak çıplak halde koşmuştur. Peki bu denli heyecanlı, garip bir şekilde kendini sokağa atan adam acaba neyi bulmuştu?

Archimedes Neyi Buldu? Arşimet Neyi İcat Etti?

Archimedes için en önemli tanımlayıcı kişisel özellik; çok yanlı bir araştırmacı olmasıdır. Arşimet için ilgilendiği alanlara baktığımızda kuramsal matematikten uygulamalı fizik ve savaş mühendisliğine kadar uzanan geniş ve oldukça çeşitli alanları kapsıyordu. Ayrıca Arşimet ‘in kişisel yeteneklerinde göz alıcı teknisyen becerisiyle üstün matematik yeteneğinin birleştiğini görmekteyiz. Fakat bu özelliklerden daha çok kullandığı yönü koni kesitleri, hidrostatik ve dengeye ilişkin kuramsal sorunlar yer alıyordu. Arşimet problem çözmekten oldukça hoşlanırdı. Bu onun vazgeçilmez tutkusu haline geldi. Bir söylentiye göre, kumsalda bir geometri problemi üzerinde uğraşırken kendisine yaklaşan Romalı askerlerin farkına varmaz, saldırıya uğrayarak yaşamını yitirir.

Arşimet, o yıllarda her maddenin kendine özgü bir özgül ağırlığı olduğunun farkındaydı. Örneklersek bir altın madeni parası ile gümüş madeni parası arasında aynı hacimde olanlar farklı ağırlıktaydı.

O dönemde kral kendi tacının ağırlığını mukayese etmek istemişti. Ancak o ağırlıkta aynı şekil ve büyüklükte herhangi bir taç yoktu. Bu nedenle kral, tacının ağırlığını mukayese edemiyordu. Tacı bozmadan altın ağırlığını ölçmek nasıl mümkün olabilirdi? Bu konuda Arşimet ile yapılan görüşme ile yardım istendi. Arşimet de başladı düşünmeye..

Arşimet, bu problemi banyoya girerken çözmüştü. İşte sokakta çıplak koşup “buldum!” diye bağıran adam bu nedenle heyecanlıydı. Arşimet o anda su düzeyinin yükselmesinden dolayı, suya daldırılan bir nesne suyu taşırır, batırılan nesnenin şekli ne olursa olsun hacmi kadar su taşırır. Bunu farkeden Archimedes, hemen kralın yanına giderek tacını alır, suya daldırır ve taşan suyun ağırlığına eş altın miktarını karşılaştırır. Bu sayede tacın ağırlığı bulunmuş olunur.

Hikayenin ilginç yanı bu karşılaştırma sonunda kralın tacının saf altın olmadığı ortaya çıkar. Tacı yapan kurnaz usta da yaşamını bedel olarak ödemektedir.

Arşimet Prensibi – Archimedes Prensibi

(1) Destek noktasından eşit uzaklıkta bulunan eşit ağırlıklar dengede kalır.

(2) Destek noktasından eşit olmayan uzaklıklardaki eşit ağırlıklar dengeyi bozar; daha uzakta olan ağır basar.

Arşimet İlkesi – Archimedes İlkesi

(1) Destek noktasından eşit uzaklıkta bulunan eşit ağırlıklar dengede kalır.

(2) Destek noktasından eşit olmayan uzaklıklardaki eşit ağırlıklar dengeyi bozar; daha uzakta olan ağır basar.

Arşimet buluşları bunlarla sınırlı kalmamaktadır. Arşimet taşan su miktarı ile ilgili buluşu dışında, küvet içerisinde yıkanırken suyun etkisiyle kendi ağırlığında hissettiği hafiflemedir. Bunu düşünen Arşimet, günümüzde hidrostatik adı verilen bilimin temelini atmıştır. Aynı anda bu mekaniğin de temeli olarak geçer.

Arşimetin Buluşları, Arşimetin İcatları

Kaldıraç aleti, kullanış açısından pratik olmakla birlikte, yararı çok eskiden bilmen, farklı ve geniş uygulama alanları olan bir ilkeye dayanır. Helenist dönemden, 2000 yıl öncesine uzanan Asur ve Mısır uygarlıklarına ait pek çok yapı ve yontularda ilkenin örneklendiği bilinmektedir. Archimedes’in yaptığı ilkeyi teorik yönden temellendirmek olmuştur. Archimedes, “Eşit olmayan iki ağırlık, destek noktasından bu ağırlıklarla ters orantılı mesafelerde dengelenir,” diye dile getirdiği ilkeyi bir yasa (ya da teorem) olarak ispatlama yoluna gider.

Nitekim Archimedes ispatında şu iki önermeyi öncül olarak almıştır:

(1) Destek noktasından eşit uzaklıkta bulunan eşit ağırlıklar dengede kalır.

(2) Destek noktasından eşit olmayan uzaklıklardaki eşit ağırlıklar dengeyi bozar; daha uzakta olan ağır basar.

Archimedes, bu iki önermenin kaldıraç ilkesini (ya da bu ilkeye eşdeğer olan çekim merkez ilkesini) içerdiğini sezmiş, sezgisini mantıksal yoldan kanıtlamak istemişti. Böylece geometri dışı bir çalışma alanında, hem ideal gördüğü geometrik modeli gerçekleştirmiş, hem de öncül olarak aldığı iki önermeye dayanarak kaldıraç ilkesini ispatlamış oluyordu.

Archimedes kuşkusuz antik dünyanın ilk ve en büyük bilim adamıydı. Bugün dünyamıza gözlerini açsa, ne bilimimiz, ne de bilime dayalı teknolojimiz onu fazla şaşırtmayacaktır, herhalde! Onun çoğu kez gözden kaçan ama belki de en büyük başarısı araştırma etkinliğinde gözlem ile ussal çıkarımı birleştirmesi, modern anlamda bilimsel yöntemin ilk özgün örneğini ortaya koymuş olmasıdır.

Eşit olmayan ağırlıklar eşit olmayan kollarda aşağıdaki koşul sağlandığında dengede kalırlar: f1 · a = f2 · b
Bu çalışmalarına dayanarak söylediği “Bana bir dayanak noktası verin Dünya’yı yerinden oynatayım.” sözü yüzyıllardan beri dillerden düşmemiştir.

Archimedes ‘in yaşadığı dönemin ne denli ilerisinde olduğunu gösteren bir kanıtı da Rönesans’ın eşsiz dehası Leonardo da Vinci’nin ona gösterdiği özel ilgide bulmaktayız. Leonardo, Archimedes ‘in bıraktığı yazılı metinleri elde etmek için inanılmaz bir çaba içine girmiş, kimi çalışmalarında onu örnek almıştı. Mekanik alandaki tüm buluş ve icatlarına karşın, Archimedes’in asıl ilgi odağı geometri idi. Öyle ki, bir silindirin oylumunun, içine yerleştirilen bir kürenin oylumuna olan oranı üzerindeki buluşunu en büyük başarısı sayıyordu.

Övündüğü bir başka buluşu da, giderek artan sayıda kenarlı düzgün poligon kullanarak dairenin çevresiyle çapının oranının (3 tam 10/71)’den büyük (3 tam 1/7)’den küçük olduğunu saptamasıydı. Romalıları, Siraküz’ü işgalden üç yıl alıkoyan savaş araçlarının yanı sıra, icat ettiği diğer mekanik aygıt ve oyuncaklar kendi gözünde yalnızca boş zamanlarını dolduran eğlendirici işlerdi.

Roma generali Marcellus, Siraküza’yı kuşattığında, Arşimet mühendisin yapmış olduğu silahlar nedeniyle şehri almakta çok zorlanmıştı. Bunların çoğu mekanik düzeneklerdi ve bazı bilimsel kurallardan ilham alınarak tasarlanmıştı. Örneğin, makaralar yardımıyla çok ağır taşlar burçlara kadar çıkarılıyor ve mancınıklarla çok uzaklara fırlatılıyordu. Hatta Arşimet’in aynalar kullanmak suretiyle Roma donanmasını yaktığı da rivayet edilmektedir. Ancak bütün bunlara karşın M.Ö. 212 yılında Romalılar Sirakuza’yı zapt ettiler ve şehrin diğer ileri gelenleriyle birlikte Arşimet’i de öldürdüler.
Kum Sayacı çalışmasına göre; “bu sırada Arşimet kum üzerine çizdiği çemberlerle hesaplar yapmaktadır. Elinde boynuna vurulmak üzere kaldırılan bir kılıçla yaklaşan romalı askere aldırmaz bile. Başını hesaplarından kaldırmadan “çemberlerime dokunma” der. Arşimet’in kesik başı çemberlerin arasına düşer.”

Arşimet ‘in bu kanunu doğada tesadüflere yer olmadığını, her zaman aynı koşullarda aynı sonuçlara ulaşılacağını göstermiştir. Arşimet, 26 yüzyıl önce, modern bilimsel yöntem anlayışına çok yakın bir anlayışla, bugün de geçerli olan statik ve hidrostatik kanunlarını bulmuş ve bu katkılarıyla bilim tarihinin en büyük üç kahramanından biri olmaya hak kazanmıştır.


Arşimet

1 Ocak 2013 Salı

ArÅŸimet

http://www.dunyaninilkleri.com/wp-content/uploads/2013/01/archimedes.jpg

Arşimet Biyografisi – Archimedes Biyografisi

archimedes Arşimet

archimedes – arşimet

Arşimet M.Ö 287 yılında doğmuş ve M.Ö. 212 yılında ölmüş, suyun kaldırma kuvveti ve taşan su ile ilgili ağırlık hesapları hakkında önemli çalışmalara imza atmış bir bilim adamıdır. Arşimet antik dünyanın en büyük ve ilk bilim adamı olarak bilinmektedir.

Arşimet Kimdir? Arşimet Hayatı

Grek kökenli olan Arşimet, Sicilya ‘nın Siraküz kentinde dünyaya gelmiştir. Arşimet ‘in babası bir astronom idi. O yıllardaki en önemli bilim merkezi İskenderiye idi. Arşimet eğitimini burada yaptı. Euclid (öklid) geometrisi onun oldukça ilgisini çekmişti. Bu ilgisini hayat boyunca devam ettirdi ve kendi hayatını da matematik ve bilim için yönlendirdi.

Arşimet, Yunan matematikçi, fizikçi, astronom, filozof ve mühendis. Bir hamamda yıkanırken bulduğu iddia edilen suyun kaldırma kuvveti bilime en çok bilinen katkısıdır. Bu kuvvet cismin batan hacmi, içinde bulunduğu sıvının yoğunluğu ve yerçekimi ivmesinin çarpımına eşittir. Ayrıca, pek çok matematik tarihçisine göre integral hesabın kaynağı da Arşimet’tir.

Bilim adamları tarih boyunca önemli buluşlar ve icatlar ile bilim dünyasına katkılarda bulunmuşlardır. Arşimet banyodan çıkıp, koşarak sokakta “buldum!” diye bağırarak çıplak halde koşmuştur. Peki bu denli heyecanlı, garip bir şekilde kendini sokağa atan adam acaba neyi bulmuştu?

Archimedes Neyi Buldu? Arşimet Neyi İcat Etti?

Archimedes için en önemli tanımlayıcı kişisel özellik; çok yanlı bir araştırmacı olmasıdır. Arşimet için ilgilendiği alanlara baktığımızda kuramsal matematikten uygulamalı fizik ve savaş mühendisliğine kadar uzanan geniş ve oldukça çeşitli alanları kapsıyordu. Ayrıca Arşimet ‘in kişisel yeteneklerinde göz alıcı teknisyen becerisiyle üstün matematik yeteneğinin birleştiğini görmekteyiz. Fakat bu özelliklerden daha çok kullandığı yönü koni kesitleri, hidrostatik ve dengeye ilişkin kuramsal sorunlar yer alıyordu. Arşimet problem çözmekten oldukça hoşlanırdı. Bu onun vazgeçilmez tutkusu haline geldi. Bir söylentiye göre, kumsalda bir geometri problemi üzerinde uğraşırken kendisine yaklaşan Romalı askerlerin farkına varmaz, saldırıya uğrayarak yaşamını yitirir.

Arşimet, o yıllarda her maddenin kendine özgü bir özgül ağırlığı olduğunun farkındaydı. Örneklersek bir altın madeni parası ile gümüş madeni parası arasında aynı hacimde olanlar farklı ağırlıktaydı.

O dönemde kral kendi tacının ağırlığını mukayese etmek istemişti. Ancak o ağırlıkta aynı şekil ve büyüklükte herhangi bir taç yoktu. Bu nedenle kral, tacının ağırlığını mukayese edemiyordu. Tacı bozmadan altın ağırlığını ölçmek nasıl mümkün olabilirdi? Bu konuda Arşimet ile yapılan görüşme ile yardım istendi. Arşimet de başladı düşünmeye..

Arşimet, bu problemi banyoya girerken çözmüştü. İşte sokakta çıplak koşup “buldum!” diye bağıran adam bu nedenle heyecanlıydı. Arşimet o anda su düzeyinin yükselmesinden dolayı, suya daldırılan bir nesne suyu taşırır, batırılan nesnenin şekli ne olursa olsun hacmi kadar su taşırır. Bunu farkeden Archimedes, hemen kralın yanına giderek tacını alır, suya daldırır ve taşan suyun ağırlığına eş altın miktarını karşılaştırır. Bu sayede tacın ağırlığı bulunmuş olunur.

Hikayenin ilginç yanı bu karşılaştırma sonunda kralın tacının saf altın olmadığı ortaya çıkar. Tacı yapan kurnaz usta da yaşamını bedel olarak ödemektedir.

Arşimet Prensibi – Archimedes Prensibi

(1) Destek noktasından eşit uzaklıkta bulunan eşit ağırlıklar dengede kalır.

(2) Destek noktasından eşit olmayan uzaklıklardaki eşit ağırlıklar dengeyi bozar; daha uzakta olan ağır basar.

Arşimet İlkesi – Archimedes İlkesi

(1) Destek noktasından eşit uzaklıkta bulunan eşit ağırlıklar dengede kalır.

(2) Destek noktasından eşit olmayan uzaklıklardaki eşit ağırlıklar dengeyi bozar; daha uzakta olan ağır basar.

Arşimet buluşları bunlarla sınırlı kalmamaktadır. Arşimet taşan su miktarı ile ilgili buluşu dışında, küvet içerisinde yıkanırken suyun etkisiyle kendi ağırlığında hissettiği hafiflemedir. Bunu düşünen Arşimet, günümüzde hidrostatik adı verilen bilimin temelini atmıştır. Aynı anda bu mekaniğin de temeli olarak geçer.

Arşimetin Buluşları, Arşimetin İcatları

Kaldıraç aleti, kullanış açısından pratik olmakla birlikte, yararı çok eskiden bilmen, farklı ve geniş uygulama alanları olan bir ilkeye dayanır. Helenist dönemden, 2000 yıl öncesine uzanan Asur ve Mısır uygarlıklarına ait pek çok yapı ve yontularda ilkenin örneklendiği bilinmektedir. Archimedes’in yaptığı ilkeyi teorik yönden temellendirmek olmuştur. Archimedes, “Eşit olmayan iki ağırlık, destek noktasından bu ağırlıklarla ters orantılı mesafelerde dengelenir,” diye dile getirdiği ilkeyi bir yasa (ya da teorem) olarak ispatlama yoluna gider.

Nitekim Archimedes ispatında şu iki önermeyi öncül olarak almıştır:

(1) Destek noktasından eşit uzaklıkta bulunan eşit ağırlıklar dengede kalır.

(2) Destek noktasından eşit olmayan uzaklıklardaki eşit ağırlıklar dengeyi bozar; daha uzakta olan ağır basar.

Archimedes, bu iki önermenin kaldıraç ilkesini (ya da bu ilkeye eşdeğer olan çekim merkez ilkesini) içerdiğini sezmiş, sezgisini mantıksal yoldan kanıtlamak istemişti. Böylece geometri dışı bir çalışma alanında, hem ideal gördüğü geometrik modeli gerçekleştirmiş, hem de öncül olarak aldığı iki önermeye dayanarak kaldıraç ilkesini ispatlamış oluyordu.

Archimedes kuşkusuz antik dünyanın ilk ve en büyük bilim adamıydı. Bugün dünyamıza gözlerini açsa, ne bilimimiz, ne de bilime dayalı teknolojimiz onu fazla şaşırtmayacaktır, herhalde! Onun çoğu kez gözden kaçan ama belki de en büyük başarısı araştırma etkinliğinde gözlem ile ussal çıkarımı birleştirmesi, modern anlamda bilimsel yöntemin ilk özgün örneğini ortaya koymuş olmasıdır.

Eşit olmayan ağırlıklar eşit olmayan kollarda aşağıdaki koşul sağlandığında dengede kalırlar: f1 · a = f2 · b
Bu çalışmalarına dayanarak söylediği “Bana bir dayanak noktası verin Dünya’yı yerinden oynatayım.” sözü yüzyıllardan beri dillerden düşmemiştir.

Archimedes ‘in yaşadığı dönemin ne denli ilerisinde olduğunu gösteren bir kanıtı da Rönesans’ın eşsiz dehası Leonardo da Vinci’nin ona gösterdiği özel ilgide bulmaktayız. Leonardo, Archimedes ‘in bıraktığı yazılı metinleri elde etmek için inanılmaz bir çaba içine girmiş, kimi çalışmalarında onu örnek almıştı. Mekanik alandaki tüm buluş ve icatlarına karşın, Archimedes’in asıl ilgi odağı geometri idi. Öyle ki, bir silindirin oylumunun, içine yerleştirilen bir kürenin oylumuna olan oranı üzerindeki buluşunu en büyük başarısı sayıyordu.

Övündüğü bir başka buluşu da, giderek artan sayıda kenarlı düzgün poligon kullanarak dairenin çevresiyle çapının oranının (3 tam 10/71)’den büyük (3 tam 1/7)’den küçük olduğunu saptamasıydı. Romalıları, Siraküz’ü işgalden üç yıl alıkoyan savaş araçlarının yanı sıra, icat ettiği diğer mekanik aygıt ve oyuncaklar kendi gözünde yalnızca boş zamanlarını dolduran eğlendirici işlerdi.

Roma generali Marcellus, Siraküza’yı kuşattığında, Arşimet mühendisin yapmış olduğu silahlar nedeniyle şehri almakta çok zorlanmıştı. Bunların çoğu mekanik düzeneklerdi ve bazı bilimsel kurallardan ilham alınarak tasarlanmıştı. Örneğin, makaralar yardımıyla çok ağır taşlar burçlara kadar çıkarılıyor ve mancınıklarla çok uzaklara fırlatılıyordu. Hatta Arşimet’in aynalar kullanmak suretiyle Roma donanmasını yaktığı da rivayet edilmektedir. Ancak bütün bunlara karşın M.Ö. 212 yılında Romalılar Sirakuza’yı zapt ettiler ve şehrin diğer ileri gelenleriyle birlikte Arşimet’i de öldürdüler.
Kum Sayacı çalışmasına göre; “bu sırada Arşimet kum üzerine çizdiği çemberlerle hesaplar yapmaktadır. Elinde boynuna vurulmak üzere kaldırılan bir kılıçla yaklaşan romalı askere aldırmaz bile. Başını hesaplarından kaldırmadan “çemberlerime dokunma” der. Arşimet’in kesik başı çemberlerin arasına düşer.”

Arşimet ‘in bu kanunu doğada tesadüflere yer olmadığını, her zaman aynı koşullarda aynı sonuçlara ulaşılacağını göstermiştir. Arşimet, 26 yüzyıl önce, modern bilimsel yöntem anlayışına çok yakın bir anlayışla, bugün de geçerli olan statik ve hidrostatik kanunlarını bulmuş ve bu katkılarıyla bilim tarihinin en büyük üç kahramanından biri olmaya hak kazanmıştır.

 

 


Arşimet