10 Haziran 2013 Pazartesi

Dünyadaki İlk Klima

http://www.dunyaninilkleri.com/wp-content/uploads/2013/06/ilk-klima.jpg
Dünyadaki İlk Klima

ilk klima Dünyadaki İlk Klima
ilk klima

Dünyadaki ilk klima Sackett-Wilhelms isimli firmada çalışan William Timmis tarafından 1902 yılında icat edilmiştir. Klimanın icadı ile günümüzde iklimlendirme adı verilen sistemin başlangıcı olmuştur. Dünyada ilk klima New York’ta Rivoli Sineması’nda ilk defa denenmiştir.

Klima, soğutma çevrimi kullanılarak bir ortamdan ısı çekmek (yani ortamın sıcaklığını azaltmak),fazla nemini alıp ortama taze hava sağlamak için tasarlanmış sistem veya mekanizmadır.

Yüksek teknoloji imzası taşıyan, yani elektrikli bir alet olarak ortamı soğutan ilk cihaz olan ilk klima, 1902′de Sackett-Wilhelms adlı litografik basım yapan bir fabrikada işletme müdürlüğü görevini yürüten William Timmis adlı Amerikalının aşırı terlemesi sonucu doğdu. Bu Amerikalı klimayı icat etti.

New York’un Brooklyn bölgesindeki fabrikada çalışan Timmis, kâğıtların bozuk çıkması üzerine vantilatör üreten Buffalo Forge Company adlı firmaya başvurdu. Fabrikaya gönderilen 26 yaşındaki mühendis Willis Haviland Carrier, kısa sürede kaloriferin yapım biçimini değiştirdi. Kaloriferin ısıttığı havayı odalara veren ve yazın da vantilatörler ile dışarıdaki havayı kalorifer boruları ile püskürten ve su ile serinleten Carrier, sistemin her zaman istenilen ısı ve nem oranında çalışmasını sağladı.

17 Temmuz 1902′de faaliyete geçen sistem, ‘Air Conditioning’ adı verilen ‘serinletici’ sistemin de doğuşunu müjdeledi.

Yapay havalandırma ve yapay soğutma sistemleri artık çağlardan beri kullanılıyor:Eskiden insanlar kapı girişlerine ıslak hasırlar asarak ya da konutlarını(hava akımlarını, evin içine girmeden önce avludaki fıskiyelerin arasından geçirmek yoluyla) serinlik sağlayacak şekilde tasarlayarak çözüm arıyorlardı. 19.yüzyıla gelindiğinde, havayı serinletmek için buzun önüne vantilatörler yerleştirilmeye başlanmıştı; ama Willis H. Carrier’in icadı olan bilimsel olarak tasarlanmış ilk klima için 1902′yi beklemek gerekti.

Carrier, 1901′de Cornell Üniversitesi elektrik mühendisliği bölümünden mezun oldu; aynı yıl Temmuz ayında Buffalo’daki Buffalo Forge Company’de çalışmaya başladı. Altı ay içinde şirketin araştırma geliştirme laboratuvarının başına getirildi. Buradaki ilk projelerinden biri, ısıtma bobinlerinden oluşan bir sistemden geçirildiğinde havanın ne kadar ısı soğurabileceğini belirlemekti; bulguları şirketin ısınma giderlerinde binlerce dolar tasarruf sağladı. İlk projelerinden bir başkası da soğutmaya yönelikti. Brooklyn’de Sackett-Wilhelms Lithographing and Publishing adlı matbaa şirketi, ısı ve nem değişimleri yüzünden kağıdın genleşmesi ve büzüşmesi sonucu baskı sürecinde renklerin donuklaşması gib bir sorun yaşıyordu. Willis H. Carrier; 17 Temmuz 1902′de bu şirket için dünyanın ilk klimasının tasarımlarını tamamladı: Klima, matbaanın ısı ve nem oranını hassasiyetle denetleyen 30 tonluk bir makinaydı.

Carrier, icadını geliştirmeyi sürdürdü ve iki yıl sonra 16 Eylül 1904′te püskürtmeli ilk klima sistemi olan “havayı işlemden geçiren aygıt” için patent başvurusu yaptı.

Eski Çağlarda Klima ve Eski Çağlarda Soğutma Sistemleri

Eski Roma’da su kemerlerinden gelen su, evlerin duvarlarının içinden dolaşarak geçiyor ve geçtiği yerleri soğutuyordu.

Orta Çağ’da Persler ise serinlemek için rüzgar değirmenlerini ve su sarnıçlarını kullanıyordu. Modern klima, 19. yüzyılda kimyada gerçekleşen gelişmeler sonucunda şekillenmeye başladı.

Elektrikli klimanın üretilmesinden önce ise soğutma aracı olarak vantilatörler ve buz küpleri kullanılıyordu. Madenlerde ve hastanelerde önlerine bu küpleri yerleştirilen vantilatörler sıcaklığı düşürmede oldukça başarılıydı. Ancak 2 aylık bir süreçte binlerce ton buz tüketiliyordu.

1911 yılında Willis Haviland Carrier, ilk elektrikli klimayı üretti. Üretilen ilk klimalarda kullanılan zararlı gazların sızması durumunda ölümler yaşanabiliyordu. Thomas Midgley, Jr ise 1928 yılında yanmayan ve zehirli olmayan kloroflorokarbon gazını üretti.

Kaynak: Zaman, Vikipedi, Milliyet


Dünyadaki İlk Klima



19 Mayıs 2013 Pazar

Harddiskin İcadı

http://www.dunyaninilkleri.com/wp-content/uploads/2012/03/ilk-harddisk.jpg
ilk harddisk Harddiskin İcadı
ilk harddisk

Harddiskin İcadı

Harddisk, bildiğiniz üzere bilgisayarlarda veya elektronik aletlerde veri depolamaya yarayan cihazlardır. Bu cihazlar veri saklama kapasiteleri ve içerisindeki veriyi dışarı aktarma ve dışarıdaki veriyi kendi hafızasına alma hızlarına bağlı olarak fiyatlandırılmaktadır.

Harddiskin icadı 1951 yılında IBM şirketi tarafından yapıldı. Üretimi yapılmış olan ilk bilgisayar IBM firmasının 305 RAMAC (Random Access Method of Accounting and Control) IBM 350 isimli harddiski kullanıyordu. Dünyadaki ilk bilgisayarda kullanılmış olan bu harddisk modeli ilk harddisk olarak bilinir.

Dünyadaki ilk harddisk, 50 adet 61 cm çapinda diskten oluşan bu harddisk toplam 5 mb kapasitesine sahipti. 1 Ton’dan daha agir olan 305 RAMAC, aylik 3.200$’dan 1957 yılında kiralanmaktaydı.  Satış fiyatı ise 160.000$’dır. Bu harddisk modeli 1961 yılına kadar toplam 1000 adet üretilmiştir.


Harddiskin İcadı

5 Mayıs 2013 Pazar

Dünyadaki İlk Sokak Lambaları

http://www.dunyaninilkleri.com/wp-content/uploads/2013/05/sokak-lambasi.jpg

Dünyadaki İlk Sokak Lambaları


sokak lambasi Dünyadaki İlk Sokak Lambaları

sokak lambası


Dünyadaki ilk sokak lambaları kullanımı 1841 yılında Deleuil ve Archereau isimli kişiler tarafından Paris’te Conti rıhtımına ve Concorde alanına yerleştirilerek faaliyete geçirilmiştir.


Sokak aydınlatılmasında kullanılan ilk lambalar, deney amacıyla, Paris’te Conti rıhtımına ve Concorde alanına takıldı. Ark lambası türündeki bu lambalar, 1841 yılında Deleuil ve Archereau tarafından yerlerine monte edildi.


Dünyadaki ilk elektrik ile aydınlatılan kasaba ABD’nin Indiana eyaletindeki Wabash’dır.


Daha önce kullanılan gaz lambalarının yerini elektrik lambalarına bıraktığı ilk kasaba, ABD’nin Indiana eyaletindeki Wabash’dır. Bu kasabanın meydanı 4 bin mumluk 4 Brush ark lambası ile aydınlatılıyordu. Değişiklik 31 Mart 1880 günü yapıldı.


Hatırlayacağınız üzere ilk aydınlatılan cadde Hatay’ın merkez ilçesidir.



Dünyadaki İlk Sokak Lambaları

Dünyadaki İlk Elektrikli Sandalyede İdam

http://www.dunyaninilkleri.com/wp-content/uploads/2013/05/elektrikli-sandalye.jpg

Dünyadaki İlk Elektrikli Sandalyede İdam


elektrikli sandalye Dünyadaki İlk Elektrikli Sandalyede İdam

elektrikli sandalye


Dünyadaki ilk elektrikli sandalye ile idam cezası 6 Ağustos 1890 günü New York’ta William Kemmler isimli suçluya verilmiştir.


Elektrikli sandalye ile idam cezasına çarptırılan ilk suçlu William Kemmler, 6 Ağustos 1890 günü New York’ta, Auborn Hapishanesi’nde can verdi.


Elektrikli Sandalye İle İdam Cezasını Kim Buldu?


 


İdam cezasını elektrik vererek uygulama fikri, karanlık bir tip olan Harold P. Brown tarafından ortaya atıldı. Bir zamanlar Thomas Alva Edison ‘un yardımcılığını yapan Brown, Edison’un baş teknisyeni Dr. A.E. Kennelly’nin de yardımıyla sürdürdüğü çalışmaları sırasında, çok sayıda hayvanı elektrik vererek öldürdü. Bu iki çılgının çalışmalarına tanık olan bir görevli, notlarında Brown ve Kennelly’nin çalışmalarından şu şekilde söz ediyor:


Zavallı köpekleri ve öteki başka hayvanları elektrik vererek öldürüyorlardı. Bazen deneme sırasında uygulanan akım, kadersiz hayvanın can vermesi için yeterli olmuyor, korkunç acılar içinde bağırmaya başlıyordu. O zaman kafasına bir tuğla ya da sopa ile vurarak işini bitiliyorlardı.


Bu açıklamaların yayınlanması üzerine, kamuoyunda çok geniş tepkiler ortaya çıktı. Elektrik endüstrisinin ileri gelen temsilcilerinin, Brown’ın çalışmaları sırasında şirketin izni olmadan Westinghouse firmasının yaptığı jeneratörleri kullandığını açıklamaları üzerine, bu tepkilerin dozu daha da arttı. Kemmler’in elektrikli sandalyede idam edilmesi, bütün ulusu ilgilendiren bir olay haline geldi. İnfazdan bir hafta sonra “The Electrical Engineer” adlı dergi, hükümete yönelik bir eleştiri kampanyası açtı ve yöneticileri, Kemmler olayında bir insanı kobay olarak kullanmakla ve bilimi bir infaz olayına alet etmekle suçladı.


Dergide, olayla ilgili olarak şu satırlar vardı:


Şurası açıkça bellidir ki, Auburn’daki kurban, bu yeni infaz yöntemiyle anında can verememiş, akımın uygulanmasından dakikalarca sonra ölmüştür. İlk verilen akımla ölmediği görülünce, kendisine tekrar elektrik uygulanmış. Bu arada elektrotların değdiği yerde, deri yanmaya başlamış ve izleyiciler, Kemmler’in gözlerinde, çektiği büyük acının ”korkunç izlerini görmüşler.


Aynı günlerde, New York Times’ta Kremler’in infazını, asılarak ölmekten çok daha korkunç bir ölüm biçimi olarak tanımlıyordu. Resmi raporlara göre ise, Kremmler, ölüm odasına girdikten sekiz dakika sonra hayata gözlerini yummuştu. Bu şekilde ilk elektrikli sandalye ile idam cezasına mahkum olan William Kemmler hayata gözlerini yummuştur.



Dünyadaki İlk Elektrikli Sandalyede İdam

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Dünyadaki İlk Ampul

http://www.dunyaninilkleri.com/wp-content/uploads/2012/10/ampul.jpg
Dünyadaki İlk Ampul

ampul Dünyadaki İlk Ampul
ampul

Dünyadaki ilk ampul 1879 yılında ampulün mucidi olan Thomas Alva Edison tarafından icat edilmiştir.

Elektrik ampulünün ticari olarak üretimi, Atlantik’in iki yakasında, aynı anda, ama ayrı ayrı başlatıldı. ABD’nin New Jersey eyaleti, Menlo Park kentinde Thomas Alva Edison ve İngiltere’nin Newcastle kentinden Sir Joseph Swan, hemen hemen aynı günlerde ampul üretimine başladılar. Bu konuda iki tarafın da öncelik iddiaları olduğundan, olaya kronolojik bir yaklaşımda bulunmak yararlı olacaktır. Thomas Alva Edison, deneylerine 1878 yılı Eylül ayında başladı. 12 aydan biraz daha uzun bir süre sonra, ilk doyurucu sonucu elde etti. Bir süre yanan ilk Edison ampulü, Model no. 9′dur. Bu ampulün içinde karbonize edilmiş pamuk filament vardı. 21 Ekim 1879 günü, Thomas Alva Edison defterine şu notu düştü:

“9 numara gündüz 1.30′dan gece 03.00′e kadar yandı. Yani tam 13.5 saat. Daha sonra da bîr saat kadar pırpır etti. Sonunda camı patladı ve dağıldı.” .

Ampulün patenti 1 Kasım 1879 günü alınmıştı. Ama çok geçmeden Edison ‘un filament olarak kullandığı karbonize edilmiş dikiş ipliğinin sürekli yanmak için uygun olmadığı görüldü. 1880′in başlarında Thomas Alva Edison, filament olarak karbonize edilmiş kağıt kullanmaya başladı. Bunlardan daha iyi sonuç alınca, Ekim ayında seri üretime geçti.

Joseph Swan, elektrik ampulünü ilk kez, 18 Aralık 1878′de, Newcastle’da Tyne Derneği’nde yaptı. Konuşması sırasında dinleyicilerine gösterdiği ampul, daha önce laboratuvarda yapılan deneyde fazla akım verildiği için yandığından, kendisini dinleyenler, ampulün nasıl ışık verdiğini göremediler. 18 Ocak 1879′da Sunderland’de verdiği ikinci konferansta, daha önceki ampulün aynısını dinleyicilerine ışık verirken gösterdi. Gerçi bu gösteri Edison’un ilk başarılı laboratuvar denemesinden 10 ay önce yapılmıştı ama, bu deneme pazarlanabilir elektrik ampulü ile gelişmelerin ilk aşamalarından biri olmaktan daha büyük bir iddia taşıyamaz. Ancak 1880′lerin başlarında Swan de, tıpkı Thomas Alva Edison gibi, karbonize edilmiş pamuk ipliğinden filament kullanarak bir ampul yaptı. Ne var ki, onun ampulü, Edison’unkinden biraz daha uzun ömürlüydü. 27 Kasım 1880′de buluşunun patentini aldı ve hemen ardından Swan ampullerinin üretimi başladı. Ticari amaçla ilk üretilen ampuller, 1 Ekim 1880 günü Menlo Park’taki “Edison Lamp Works” adlı tesislerde yapıldı. Her ampul, üretim sırasında 200 ayrı işlemden geçiyordu. Üretim tamamen el emeğine dayalıydı ve bu nedenlerden dolayı perakende satış fiyatı da oldukça yüksekti. Ampullerin tanesi 2.5 dolardan piyasaya sunuldu. Zamanla istek arttı ve fiyatlar da düştü.

Thomas Alva Edison 11 Şubat 1847 tarihinde doğmuş, 18 Ekim 1931 yılında vefat etmiş, Amerika’da doğmuş ampulün icadı ile ün salmış bilim adamıdır.


Dünyadaki İlk Ampul

Dünyadaki İlk Elektrikli Soba

http://www.dunyaninilkleri.com/wp-content/uploads/2013/05/elektrikli-soba.jpg

Dünyadaki İlk Elektrikli Soba


elektrikli soba Dünyadaki İlk Elektrikli Soba

elektrikli soba


Dünyadaki ilk elektrikli soba Amerika Birleşik Devletleri’nde Burton Electric Co. firması tarafından 1887 yılında yapılmıştır. Patenti alınan ilk elektrikli soba 1889 yılında seri üretimine başlanıldı.


Elektrikli soba patenti 1887 yılında ABD’de Dr. W.Leigh Burton tarafından alındı. İki yıl sonra da ”Burton Electric Co.” adlı kuruluş, seri üretimine başladı. “The Electrician” adlı dergi bu yeni elektrikli ısıtma araçlarım şöyle tanımlıyordu:


Burton elektrik sobası, blok demirden yapılmış bir kasa içindeki rezistanslardan oluşuyor. Bu rezistansların çevresi kuru alçıyla kaplanmış. Amaç, tellerden gelen ısıyı emmek ve böylece boşa gitmesini engellemek. Isıtıcılara 80 volt ve 2.5 amper gücünde akım veriliyor. Bu güçte bir elektrik akımı, sobanın ısısını 200°F’ye kadar yükseltiyor.


Alçak bir masaya benzeyen radyatörler, yerden 10 santimetre yüksekliğinde demir ayaklar üzerinde duruyordu. Uzunluğu 68 santimetre, yüksekliği ise 10 santimetre şeklindeydi. Burton Electric Co. firması tarafından gazetelere verilen ilanlarda, evlerde hiçbir tehlike söz konusu olmadan kullanılabileceği yazılıydı.


1891 sonlarına doğru Colorado eyaletinin Aspen kentinde faaliyet gösteren Aspen Madencilik Şirketi, ilk elektrikli soba ile ilgili olarak kendi binalarında kullanmak için Chicago’daki “Electric Merchandise Co,”dan garanti istedi.



Dünyadaki İlk Elektrikli Soba

3 Mayıs 2013 Cuma

Dünyadaki İlk Davul

http://www.dunyaninilkleri.com/wp-content/uploads/2013/05/davul.jpg

Dünyadaki İlk Davul


davul Dünyadaki İlk Davul

davul


Dünyadaki ilk davul günümüzden 3500 yıl önce bir çerçeve üzerine hayvan derisinin geçirilmesi sureti ile hazırlanıp kullanıldığı bilinmektedir.


M.Ö 3500 yıllarında, insanların bir çerçeve üzerine geçirdikleri hayvan derisinden yaptıkları davulları çaldıkları biliniyor. Bunun kanıtına birçok Çin söylencesinde rastlamak mümkündür. Bin yıl sonra Sümerler, Mezopotamya’da insan boyunda yuvarlak davullar yaptılar.


Davul, bilinen en eski vurmalı çalgılardan biridir. Ahşap, maden ya da pişmiş topraktan silindirik bir gövdeye gerilen deriden oluşur. El ya da sopayla çalınır. Biçimi değişse de dünyanın her yerinde ve her toplumda kullanılan bir çalgıdır.


Afrika’da, davulların hatırlanamayacak kadar eski zamanlardan bu yana bir haberleşme aracı olarak kullanıldığı bilinmekte. İncil’in bazı bölümlerinde de insanın düşmanı karşısında ayaklarını yere vurarak nasıl ”davul çaldığını” anlatan cümleler bulunur.


Davulun Tarihçesi


Trampet ise, eski Yunanlılar zamanında kullanılmaya başlandı. Bunların daha büyük boyları, Arap istilası sırasında Avrupa’ya ulaştı. Bunlar savaşta cepheye giderken, barış zamanında da resmi törenlerde çalınıyordu. 15. yüzyılda süvarilerin kullandığı davul ve trampetler, 17. yüzyıldan itibaren orkestralara girdi. Boya ve boyacılık tekniği, 1850′li yıllara kadar büyük bir gelişim göstermedi. O yıllarda, renklerin kalıcılığında büyük etkisi olan krom tuzlarının bu sanayie girmesiyle yeni bir çığır açıldı ve hızlı bir gelişme gözlendi.


Davul, en yaygın vurmalı çalgılardan biridir ve dünyadaki hemen bütün halkların kültürlerinde yeri vardır. Yazılı tarihten çok önce Eski Mısırlıların, Asurluların ve Uzakdoğuluların davulu kullandıkları bilinmektedir. Bilinen en eski daalahelanı versinvulun neolitik çağda yapılmış olmasına karşın, insanın ritim duygusunun çok daha önce gelişmiş olduğu sanılmaktadır. Amerika Yerlileri dinsel törenlerinde dans ederken, tempo tutmak için davul çalarlardı. Afrika’nın Siyah halkı, hem dans ederken hem de şifreli vuruşlarla kabileden kabileye haber yollarken davulu kullanırdı. Afrika’da bu amaçla hâlâ davul kullanılmaktadır. Türk vurmalı çalgılarının sembolü olarak kabul edilmektedir. Davul tarihimizde çok değişik amaçlarla kullanılmıştır. Türkiye’nin her yerinde değişik cins ve boylarda davul bulunmaktadır. Kasnak, ip ve deri olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Tokmak ana ritmi, çubuk ise detayları çalmaktadır. Genellikle küçük davul, orta davul, büyük davul ve koltuk davulu gibi mahalli boyları ve adları bulunmaktadır. Türklerde kullanılan en eski çalgıdır. Sesinin gür oluşu ve etkisi nedeni ile bir haber aracı olarak ta kullanılmıştır.


Davulun, müzikte kullanılmasından başka, haber aracı olarak çeşitli işlerde kullandığı zamanlar olmuştur. Yalnız başına ilan ve haber verme işlerinde, bekar odalarında, hanlarda, şehirlerde, akşam kapilar kapanırken, yanqın haberinde, fetih haberinde, savaşta dağılmış askeri bir araya toplamakta, divar kuruluna haber vermek işlerinde, askeri saf düzeni alınmasını işaret etmekte ve kale kuşatmalarında düşman tağımlarının yerini bulmakta kullanılmış olduğu bilinmektedir.


Çeşitli işlerde kullanılan davulun aldığı görevler:


Tabl-ı beşaret,

Tabl-ı asayış,

Tablmı cenk veya saf,

Tabl-ı cenk-i harbi,

Tabl-ı derbent,

Tabl-ı orduğah nöbetleri,

Tabl-ı yangın haberleri,

Tabl-ı lağım bulma.


Tabl-ı Beşaret


Bir kale fethedildiği zaman çalınan davula verilen isimdir. Fetihler, fatihleri olan hükümdarlar tarafından fetihname veya beşaretname denilen mektuplarla komşu hükümetlere ve yurt içindeki şehirlere bildirilirdi. Fetih haberi alan şehirlerde, kalelerde fetih şenlikleri yapılırdı. Tabmı beşaret denilen davul çalınması da bu anlamdadır. Mısır seferinde Tumanbay ele geçirildiği zaman Yavuz Sultan Selimin huzuruna “tabl-ı beşaret” gümbürtüleri ve top gürültüleri arasında törenle çıkarılmıştı.


       Tabl-ı Asayış


Savaşta gece bastırınca askerin dağılarak birbirinden ayrı düşmemesi için çalınan bir ritmdir. Asayiş davulu çalındıktan sonra çarpışmaya son verilir, herkes olduğu yerde kalır ve etrafa karakollar kurularak sabah olması beklenirdi.


       Tabl-ı Cenk veya Saf


Savaşın başladığı anı belirlemek için çalınan davul tarafından yapılan bir çalış biçimidir. Bazen köşün (kös, tek derili olup madeni büyük bir kase üzerine gerilen deve ve benzeri hayvan derileriyle kaplı, iri bir çift tokmağı olan büyük duvallara denir.) katılmasıyla da çalındığı olurdu. Saf vuruşu çalındığında asker, bir çeşit savaş düzeni olan saf oluşturur ve bu şekilde savaşa girilirdi. Bundan böyle, XVI yüzyılın sonlarına kadar savaşlarda saf oluşturularak davulların ve köslerin saf usulü vurması devam etmiştir.


1402de ankara Savaşında Sultan Yıldırım Beyazıt, Timura karşı savaşa başlarken saf çalınıyordu: “Sultan Beyazıt sancakları çözdürdü. Kösler çalındı, saf–ber–saf bağlandı”.


Fatih Sultan Mehmet, Kara Buğdan kazasında, “Padişah buyurdu: Hey gaziler ne durursunuz, qayret-i islamdır. Ve illa saf saf olup alaylar bağlansın” dedi.


       Tabl-ı Cenk-i Harbi


Biten savaştan sonra divan toplantısını haber vermek için çalınan davullara tabl-ı cenk-i harbi denir. 1456da Varnada, baskıncı Kazaklar yenilgiye uğradıktan sonra cenk-i harbi davulları ile divan kurulmuştu. “Bade Paşanın seraperdesi gelüp cümle orduyu islam tınab tınabe çataçet kurulup, cenk-i harbi tabılları döğdürüp divan-ı padişahi oldukta” ifadeleri kayıtta mevcuttur.


       Tabl-ı Derbend


XVII yüzyılda kervansaraylarda, hanlarda ve bekar odalarında ve şehir kapılarında, yatsıdan sonra kapılar kapanacağından kimsenin içeri alınmaması veya dişarı çıkarılmaması veya dişarı çıkarılmaması için verilen işaret üzerine çalınan davullardır. Bu yüzyılda Malatyada bekar odalarında, Rumelide sınır kalelerinde, Tatvanda davul çalınıp kapılar örtülürdü. Tatvanda eskiden Süleyman Han (Kanuni zamanında) “Zal paşa burada müfid ve muhtasar bir kala bina ettürüp derbend çalınır olmuştu”.


       Tabl-ı Ordugah Nöbetleri


Ordugahı koruyan karakol erlerinin ve kalelerde nöbet bekleyen erlerin uyumaması için için çalınan davullardır. Bu davullar çalarken yektir Allahdiye bağırırlardı. Mahmut Şevket Paşa da bunu şöyle bildiriyor: “Orduğah ve kalada asker hal-i teyakkuz ve intibah üzere bulundurmak için davul çalınır idi. Tablzen davul çaldıkları vakit ara sıra yektir Allahdeyü bağırırlar ve davulu ol vezinde çalarlar idi” demektedir.


       Tabl-ı Yangın haberi


Istanbulda Ağa Kapısıındaki yangın köşkünden görülen yangınlarda çplınan davullardır.


       Tabl-ı Lağım Bulma


Kale kuşatmalarında düşmanın, kale duvarlarını yıkmak için lağım kazıp kazmadığını anlamaya yarayan hassas davullara denir. Bunlar, yere dikili iki ağac üzerine oturtulur ve üstüne çomağı bağlanır. Tokmak titrerse düşmanın kazma faaliyetinde bulunduğu anlaşılır ve derhal karşı önlem alınırdı.


Türkler bu yönetimi Kanuni Sultan Süleymanın Rodos kuşatması sırasında bulmuşlar ve uygulamışlardır.


XVII yüzyılda da davul içine darı ve büğday koymak suretiyle düşman lağımları araştırılmıştır. 1657de Kazakların Özü kalesini kuşattıklarında, kalede bulunan Evliya Çelebi “Lakin onların lağım hilelerinden havf edüb kalanın içinde, divanlarında lağım yerleri arayup, kala divanları üzerine davullar koyup, davulların içine darı ve buğday döküp lağım hilesi gözetirdik. Küffar kala temelinü kazıp lağım ederse, davullar üzere darılar lağımcıların külüngü darbesinden sıçraşırlar, hamdullah öyle bir lağım hilesi duyulmadı” diyor.


Tarihin ilk çağlarından beri Asyada Hunlar, Mezarotamyada Sümerliler tarafından kullanıldığı anlaşılan davulları, Romalılar çarpıştıkları Hun ve Avarlarda görmüşlerdi. Avrupaya geçerek tanıtılıp yerleşmesini sağlayan ise XVI yüzyılda Osmanlı Türkleri olmuştur. Türk ordu mızıkasının baş sazı olan davul Avrupada “Turkische trommel” ve “tambour des Turcs” diye anılmaya başlamıştı. Osmanlı mehterhanesinden örnek alınarak Avrupada kurulan takımlardan, sanat musikisine de geçmişti. Bestesi Gluck, Mekke hacıları Operasında 1764 yıllarında davula yer vererek eserin içinde zille birlikte icra ettirmişti. Yakin Doğu memleketlerinde de daul, türklerden kalmalığını ismi ile birlikte sakladı: 1809da davula Mısırda “tabl Tourky” (tabl-ı Türki) libyada “toultanen Dourgnı (tabl-ı sultan-i Türki)” deniyordu. 1778–dan 1854e kadar geçen sürede, Villoteau, Mozin, Boistse ve başkanları tarafından davulların Türkmen kökenli olduğu iyice belirtilmiştir. Spontini La Vesatane (1807) ve Fernan da Cortes (1809) operalarında kullanıldıktan sonra davula orkestrada da yer verildi. Bethoven, savaş senfonisinde (1813) davula top gürültülerini canlandırtdı. Berlioz, Faustdakı Macar Marşında, Rossini ile Vagner de operlarında davul kullandılar.


Kaynak: Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Merkezi, Wikipedia



Dünyadaki İlk Davul